Cuma Namazı ve Medenilik - I

DTDV E-Dergi, 2014, Sayı 7

Doç. Dr. Ahmet Onay

CUMA NAMAZI VE MEDENİLİK - I

İslam Dininde Cuma namazı, hem medeniliğin hem de medeniyetin bir göstergesidir. Çünkü Cuma namazı sadece medeni olanlara farz olan bir namazdır. Medeni olmayanlara Cuma namazı farz değildir. Cuma namazı sadece medeni ortamlarda cemaatle yani kollektif bir kulluk şuuru içerisinde kılınması gereken bir namazdır. Cuma namazı, medeni Müslümanların medeni ortamlarda bizzat yetkili imamlar tarafından dini ve sosyal içerikli bir hitaptan (hutbeden) sonra kılınan bir namazdır.

Hür, mukim, erkek, el ve ayaklarıyla birlikte sağlıklı olan kişilere farz olan Cuma namazının sahih (dinen geçerli) olabilmesi için ayrıca şu şartların da bulunması lazımdır:

a) Vakit: Cuma namazı öğle vaktinde kılınmalıdır. Öğle namazı vakti dışında Cuma namazı kılınamaz.

b) Hutbe: Cuma namazından önce hutbe okunmalıdır. Allah’a hamd, Peygamberimize (SAV) slatu selam, Müslümanlara nasihat ve dua gibi unsurlardan oluşan bir hutbe okunmadan Cuma namazı olmaz.

c) Halka açık yer: Cuma namazı herkese açık bir yerde kılınmalıdır. Müslüman olan herkesin giremediği ya da girişin engellendiği yerlerde Cuma namazı kılınmaz.

d) Cemaat: Cuma namazı cemaatle kılınmalıdır. Diğer namazları kişi camide, evinde, iş yerinde veya dilediği bir mekanda tek başına kılabildiği halde Cuma namazı ancak cemaatle kılınabilir.

e) İmam: Cuma namazını yetki verilen bir imam kıldırmalıdır. Halbuki cemaatle kılınan diğer namazlarda imamlık yapabilecek bilgisi olan herhangi bir kimse cemaate imam olabildiği ve namazlarını kıldırabildiği halde Cuma namazlarını yetki verilen bir imamın kıldırması lazımdır.

f) Şehir: Cuma namazı şehirde veya şehir hukmünde olan bir yerde kılınmalıdır.

Şehir anlamına gelen “medine” ve şehirli anlamına gelen “medeni” kelimeleri, sosyolojik ve politik olduğu kadar dini birer kavramdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son iki yüz yılından başlayıp Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana en önemli gündem maddesi olarak tartışılan “medeniyet” fikri, İslam Dininin doğuşuyla birlikte Müslümanların gündemindekibir konudur.

Şehirli olma ve şehirlilik gibi alamlara gelen medeniyet fikri, İslam Dininin dönüştürücülük ve terakki anlayışıyla ve özellikle de Cuma ibadeti içerisinde yerini almıştır. Dolayısıyla şehir ve şehirlilik, belli bir coğrafyayı ve orada yaşayanları ifade etmenin ötesinde, belli değerlere sahip bir kültür seviyesini, kollektif yaşam tarzını ve idare biçimini de içerisine alan geniş muhtevalı kavramlardır.

Şehirli kavramının zıddı, köylü; medeni kavramının zıddı da bedevidir. Burada hemen işaret etmek gerekir ki, İbn Haldun, vahşi/bedevi kavim ve kabilelerden söz ederken küçültücü, kusurlu, hor ve hakir görücü bir mana kastetmemekte, bu kelimelere ahlaki değil, sadece sosyo-kültürel manalar vermektedir. İbn Haldun’a göre, bedevi olmak için göçebe ve göçmen olmak şart değildir, yerleşik hayat yaşayan bedeviler de az değildir. Yani, yerleşik bir hayat yaşayan her insan ve toplum medeni (hadari) olmadığı gibi, göçebe bir hayat yaşayan her fert ve cemiyet de iptidai (bedevi) değildir. Mesela çadır hayatının da kendine has bir medeniyeti (umranı) olabilir.  Bedeviliğin de çeşitleri bulunduğu, hadariliğe çok yakın olan bedevilik şekilleri yanında, ondan çok uzak olan türlerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Genel olarak bakıldığında iptidai ve bedevi yaşam biçiminde; kan ve soy birliğine dayanan bir dayanışma, birlikte harekete geçme, savunma ve taarruzu ortaklaşa gerçekleştirme, eşitlik, yaygın hâkimiyet, demokratik idare, müşterek mülkiyet, haksızlık ve tehlikeleri birlikte gidererek emniyet ve asayişi tesis etme gibi hususlar esastır. İbn Haldun'un bedevi cemiyet tipinde tarif ettiği bu toplumsal yaşam biçiminin esasını kan bağı ve bölgesel hemşehricilik gibi unsurlara dayalı olan “asabiyet” teşkil etmektedir.

İslam Dininin öğretisine dayanarak, hicri birinci yüzyıldan itibaren İslam hukukçuları şehir ve şehirliliğin ne demek olduğu soruları üzerinde durmuşlardır. İslam Dininde şehir (medine), şehirlilik (medeniyet) ve şehirli (medeni) olmak neden önemlidir? Bu hususları bir sonraki yazımızda ele alalım ve çeşitli karşılaştırmalar yaparak etraflıca tartışalım.

Tekrar görüşünceye kadar afiyette daim olmanızı Yüce Mevla’dan niyaz ederim.