Cami Eksenli Din Hizmetleri

DTDV E-Dergi, 2013, Sayı 5

Doç. Dr. Ahmet Onay

İslam dininde cami, Allah’a ibadetin ve kulluğun dünya üzerindeki sembolik mekanlarından biri, hatta en önemlisidir. İslam’ın o yerdeki en veciz ifadesi ve ispatıdır. Kur’an ifadesiyle cami, Allah adının içinde çokça anıldığı, kalplerin huzur bulduğu kutsal bir mekandır. Cami, muhabbetin, kulluğun ve aynı ulvi gayede toplanmanın bir göstergesi, insanın yaratılış amacının bir timsalidir. Bunun için, Hz. Adem (A.S.) tarafından yeryüzünde insanlar için inşa edilen ilk bina Kabe’dir. Bu husus Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Şüphesiz, insanlar için ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir.”[1] Peygamber efendimiz (S.A.V.) de Medine’ye hicretlerinde ilk iş olarak bir cami inşa etmiş; vefat edene kadar da kendisi o caminin imamlığını yapmıştır.

Dinî, sosyal ve kültürel bakımdan cami, İslam tarihi boyunca bir eğitim-öğretim ve kültür merkezi olmanın yanında bir devlet müessesesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Cami, günümüzde de, benzer fonksiyonlarını devam ettirmektedir. Sahip olduğumuz Müslüman kültür ve kimliğinin devamında, birlik ve beraberliğimizin korunup pekiştirilmesinde, yaygın ve güçlü bir eğitim kurumu olarak fonksiyon icra etmektedir.

Cami eksenli din hizmetleri, cami sembolü etrafında, ibadet yerinin kutsiyetiyle anlam ve derinlik ifade eden ve dinî bir sorumluluğun ifası olarak değerlendirilen faaliyetlerin tamamını içine alır. Bu hizmetlerin merkezinde öncelikle ve ağırlıklı olarak camilerdeki din görevlileri gelmektedir. Dolayısıyla, cami görevlileri tarafından yürütülen salt dinî vecibeler yanında, dinî bir anlam yüklenerek yapılan her türlü sosyal ve kültürel faaliyet cami eksenli din hizmetlerinin temelini oluşturur.

Günümüzde cami eksenli din hizmetleri yerine daha çok cami hizmetleri veya imamların görevleri gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bu ifadeler, caminin ve cami görevlilerinin toplumdaki fonksiyonunu tam olarak ifade etmede yeterli değildir. Zira, cami kavramının sahip olduğu çağrışımlar ile bu bağlamda yürütülen hizmetler ve yapılan faaliyetler daha kapsamlıdır. Cami eksenli din hizmetleri, işte bu anlam genişliğini ifade eden bir kavramdır. Bu tanıma uygun olarak, yurt dışında yürütülen din hizmetlerinin tamamı diyebileceğimiz önemli bir kısmı, cami eksenli din hizmetlerinden başka bir şey değildir.

Caminin doğal özelliği, Allah’a ibadet ve topluma hizmet için kutsal bir mekan olmasıdır. Din görevlileri de, ibadet ve topluma hizmet gibi ulvi gayelerle cami eksenli din hizmetleri içinde yer alarak bu temel fonksiyonu icra etmektedirler. Eğitim hizmetlerinin temelini okul ve öğretmen oluşturduğu gibi, din hizmetlerinin de temelini cami ve din görevlisi yani imam teşkil etmektedir. İmamsız bir cami ve onlarsız da din hizmeti düşünmek mümkün değildir.

Yurt dışında Cami görevlileri, manevi sorumluluğu ağır bir görev yürütmektedirler. Onlar, İslam dininin doğru bir şekilde anlatılmasında, cemaatin huzurlu bir şekilde ibadetini yapmasında gerçekten de büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Din görevlilerinin vazifesi sadece cami içi din hizmetleriyle sınırlı değildir; onlar, cami dışı din hizmetleri için de zaman ayırmak zorundadırlar. Genel olarak bakıldığında, bir cami görevlisinin cami dışı din hizmeti olarak yaptığı faaliyet sayısı oldukça fazladır. Ayrıca, bu tür hizmetleri iyi bir şekilde yerine getirebilmeleri için cami görevlilerinin gerekli yeterlilik ve tecrübeyi kazanmaları, bunun için de özel bir çalışma ve gayret göstermeleri gerekmektedir.

Cami dışı din hizmetleri olarak adlandırdığımız hizmet ve faaliyetler, toplumu zinde tutan ve halk arasında kaynaşmayı sağlayan temel dinamikler arasındadır. Herkesin görmeye alışık olduğu ancak, çoğu kez varlığının ve devamlılığının kaynağı araştırılmayan toplumsal dayanışma, huzur ve bireyler arası hoşgörü ortamının sağlanmasında bu dinamiklerin payı büyüktür. Dinî esaslarla anlamlandırılan bu dinamiklerin, kültürel zenginlikler arasında nesilden nesile aktarılmasında, başta din görevlilerinin cami dışında yürüttükleri söz konusu faaliyetlerin önemli yeri bulunmaktadır.

Tarihin derinliklerinden gelen kültür mirası ile dini duygu ve heyecanının korunmasında ve pekiştirilmesinde din görevlileri oldukça önemli bir fonksiyon icra etmektedirler. Toplumun birlik ve beraberliğinde, ailelerin dirlik ve düzeninde, zorluklar karşısında gösterilen sabır ve metanette, bireylerin huzur ve mutluluğunda din görevlilerinin üslendikleri sessiz rol derinden ve güçlüdür.

Cami ve cami eksenli din hizmetlerinin, toplum düzeninde ve bireysel hayattaki önemi tartışmasızdır. Bu hizmetlerin yürütülmesinde merkezi konumda bulunan din görevlisinin üstlendiği fonksiyonun önemi ve değeri de aynı şekilde tartışmasızdır. Dolayısıyla bu hizmetlerin ve bu hizmetleri yürütecek görevlilerin kurumsal ciddiyetiyle bilinen uzmanlarınca planlanıp belirlenmesi son derece önemlidir. Bir atasözünde “yarım doktor candan, yarım hoca dinden imandan eder!” denilmesi de bundandır. Görevi ve mertebesi ne olursa olsun keyfine göre reçete yazacak doktor arayanın derdine şifa bulamayacağı aşikârdır; aynı şekilde, ben şuyum diyerek keyfine göre hareket edecek hoca arayanın da İslam dairesinde hidayet bulamayacağı şüphesizdir.

Diğer taraftan, doktorluk taslayarak ilaç önerenlerin veya ilaçların dozunu belirlemeye kalkışanların sebebiyet verdikleri sakatlık ve ölümler hatırlandığında; hocalık taslayarak dinden ve imandan ahkam kesenlerin sebebiyet verdikleri türlü sapıklıklar ve İslam dairesinin de dışına çıkan kaymalar ile Allah’ın rızasından uzak kalındığı unutulmamalıdır.

Bu itibarla cami ve cami eksenli din hizmetleri, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (SAV) sünnetine uygun geleneği temsil eden “ehli sünnet velcemaat” doğrultusunda kucaklayıcı bir anlayışla, alanın uzmanı olan din görevlilerince yürütülmesinin ne denli önemli, değerli ve gerekli olduğunu belirtmemiz yerinde olur.


[1] Al-i İmran Suresi: 96.