Boşanmalar

DTDV E-Dergi, 2011, Sayı 2

Doç. Dr. Ahmet Onay

Boşanmalar

İslam Dini evliliği teşvik etmektedir. Kur’an-ı Kerim, evlilik konusunda toplumun sosyal katmanlarını kapsayan bir sosyal sorumluluk anlayışı getirerek, kişinin kendi evliliği yanında, evlenme çağına gelen gençlerin, öksüzlerin, yetimlerin, fakirlerin ve ihtiyaç sahibi olan diğer kimselerin evlenebilmelerine yardımcı ve destek olmaları ister. Evlilikte sorunlar olması halinde bunların giderilmesi, aile birliğinin ve mutluluğun devamı için eşlere yardımcı ve destek olunmasını tavsiye eder. Bu suretle eşlerin evlilik birliğini güzel bir şekilde devam ettirmelerinin iyi olacağını; ancak bunun yine başarılamaması halinde ise, kişisel hak ve sorumluluklara riayet ederek evlilik birliğini sona erdirebileceklerini belirtir. Kur’an boşanan eşlerin birbirlerine karşı sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeleri üzerinde titizlikle durur. İslam Dini, boşanmanın da evlenme gibi helal ve meşru olduğu ancak boşanmanın evlenmenin aksine hazin ve üzücü bir hadise olduğunu bildirir.

Sosyal bir vaka olarak evlilik mutluluk ümitlerine dayalı güzel hayallerin canlandığı, dost ve arkadaşların tebrik ettiği sevinçli bir hadisedir. Bu sebepledir ki, hemen her din ve kültürde evlilikler neşeli birer kutlamaya dönüşür. Bunun aksine, ayrılık ve boşanmalar ise, burukluk ve hüzün anları olarak hafızalara kazınır. Bu itibarla, sosyal bir hadise olarak boşanmaların kültürel algımızdaki yeri de olumsuzdur. Ancak, çözüm üretmek yerine, tamiri mümkün olamayan ciddi problemler içerisinde mutsuz ve huzursuz olan eşlerin boşanmalarına engel olunması doğru bir yaklaşım olmadığı gibi, bu yaklaşıma İslam Dini ya da İslam Dinine dayalı gelenek ve görenekler referans gösterilerek meşruiyet zemini aranması da doğru değildir.

Batı Avrupa’ya göçün ellinci yılının geride bırakıldığı şu günlerde Danimarka’daki yabancılar (Danimarka vatandaşlığına geçmiş olanlar dahil) arasında –ki buna Müslümanlar da dahildir– boşanma oranlarının önceki yıllara kıyasla dikkat çekici düzeyde artmış olması önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. İstatistikler ve araştırmalar Danimarka’da yaşayan yabancılar arasında boşanma oranlarının son 5-10 yıl içerisinde belirgin şekilde arttığını göstermekte. Söz konusu boşanmalardaki artış olayına biraz daha yakından bakıldığında, çeşitli patolojik faktörlerin de eşlik ettiği, toplumsal gerçekliği aşikar olan bir sosyal başkalaşım hadisesinin yaşanmakta olduğunu söylememiz gerekir. Sosyal hadiselerin meydana gelişlerinde etkili olan sebepleri, olayların oluş şekillerini ve ilgili diğer faktörleri hesaba katmadan onları anlamak ve haklarında yorumlar yapmak doğru değildir. Dolayısıyla, Danimarka’da yabancılar arasındaki boşanmaların son yıllarda hızla artması konusu ele alınırken, boşanma hadiseleri ile aşağıdaki hususlar arasındaki ilişkilerin araştırılması önemlidir. Bunlar:

- İşsizlik, iş tatminsizliği ya da diğer ekonomik sorunlar

- Kişi ya da kurumları aldatma ile bağlantılı davranışlar

- Aile içi şiddet ve aile içi iletişim sorunları

- Kişisel veya aile sorunlarına yönelik uygun profesyonel yardım bulmada yetersizlik

- Alkol veya madde bağımlılığı

- Kişisel ve toplumsal şartların tetiklediği diğer faktörler

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız faktörler ile boşanma olayları arasındaki ilişkiler araştırılmadan ve araştırma sonuçlarına göre sorunları çözmeye yönelik tedbirler üzerinde çalışıp emek sarf etmeden boşanma trendini tersine çevirmeye çalışmak hem anlamsızdır hem de akıntıya karşı kürek çekmekten farksızdır. Kaldı ki mütemadiyen aldatılan veya şiddet gören veya şiddetli geçimsizlik içerisinde mutsuz olan eşlerin sorunlarına yönelik çareler aramak ve onlara alternatifli çözüm yolları sunmak yerine, “siz bu hal üzere yaşamaya devam edin” anlamına gelecek şekilde “boşanmayın” demeyi haklı gösterecek dini, ahlaki ve hukuki bir gerekçe olamaz.

Aynı şekilde yukarıda sayılan faktörlerle ilişkili olduğu düşünülen pek çok aile dramının körükleyerek artırdığı boşanma oranlarına ‘sözde uzman’ gözüyle, entegrasyon politikalarının güzel bir sonucu veya entegrasyon sürecinin bir başarısı gibi gören veya göstermeye çalışan yorumlarda da bilimsel bir ciddiyetin ve tutarlılık emaresinin bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Kaldı ki böyle bir tezin doğru kabul edilmesi, entegrasyon politikalarının dayandığı değerler de dahil pek çok soruyu ve tartışmayı da beraberinde getirir. Ancak, Danimarkalılar ile yabancıların boşanma nedenleri, boşanan eşlerin tutumları, süreç içerisinde çocukların durumu ve benzeri hususları ele alan, karşılaştırmalı alan araştırmalarından elde edilecek veriler bizlere bu hususta sağlam ve tutarlı yorumlar yapma imkanı verecektir.

Sonuç itibariyle, bu durumu büyük bir tehlike ya da entegrasyonun güzel bir göstergesi gibi aceleci bir bakışla ele almanın, boşanma oranlarındaki hızlı artış hadisesini anlamaktan uzak bir yaklaşım olduğunu belirmemiz gerekir. Burada sorulabilecek en önemli sorulardan birisi şudur; “son 5-10 yıldan beri Danimarka’daki yabancılar arasında, bireysel, toplumsal, dini ve ahlaki yönlerden bir başkalaşım süreci mi yaşanmaktadır?” Netice itibariyle, hadisenin basit bir boşanma olayından öte, boşanmaya varan süreçte yaşananların ve bu süreçte oluşan fikri kurguların daha derin, daha büyük ve daha karmaşık olduğunun fark edilerek, araştırılması, analiz edilerek yorumlanması ve ona göre çözümler üretilmesi, gerektiğini vurgulamamız gerek.